Kayıtlar

HER FİNANS DEHASININ ARKASINDA YARATICI BİR MUHASEBECİ VARDIR

Resim
  Ekteki Çanakkale 1915 köprü ve yol geçişleri ile ilgili yazı üzerine kendi çapımda bir takım hesaplamalar yaptım. Yazıda bahsi geçen sözleşme bedelinin, o zamanki € kuru 3,8851’den, € karşılığını neredeyse tam tamına buldum. Böylece projenin devlete, dolayısıyla bize, maliyetinin açıklandığı gibi 2,66 Milyar € olduğuna ikna olmuştum. İş artık finansal projenin değil inşaaat maliyetlerinin doğru olup olmadığına kalıyordu. Ancak birden bire bir detay aklıma takıldı: Yazıda “başlangıç geçiş ücreti” deniyordu. Diğer KÖİ projelerinde olduğu gibi, geçiş ücretleri her yıl Euro bölgesi enflasyon oranında arttırılacağı anlamındaydı. İhale tarihi olan 2017 yılında Euro bölgesi için enflasyon beklentileri genelde yıllık %2 şeklindeydi. Hesabı böyle yapınca maliyet birden 500 milyon € (%20) kadar artıp 3.16 milyar € ya dayandı. Şeytan ayrıntıda gizliydi! Hesaplamalarım ile ilgili açıklamaları aşağıda veriyorum: Sözleşme başlangıcı 31 Mart 2017 olan KÖİ projesinin sözleşme süresi, 5,5 yıl y...

100 Milyar $’lık La Casa de Papel

Resim
Seyretmeyenler için kısaca özetlersek   “La Casa de Papel” adlı dizinin ilk sezonunda Salvador Dali maskesi takmış bir grup maceraperest İspanya darphanesini ele geçiriyorlar ve orada kendilerine 1 milyar Euro basıyorlardı. Bu dizinin yerli versiyonu çekilecek olsa basılacak TL’lerin aynı heyecanı yaratmasının zor olacağı düşünülebilir. Ama yeni versiyon 100 milyar US$ basma iddiası ile vizyona girse heyecan zirveye ulaşır. Bu Türkiye'deki gerçek kişilerin Döviz Tevdiat Hesaplarındaki tutarıdır. Buyurun bu dizide bulunan ana unsurları beraber izleyelim: Aktörler Türkiye’de yerleşiklerin Döviz Tevdiat Hesapları (DTH) kabaca gerçek kişiler ve ticari kuruluşlar olarak ayrılmaktadır. Şirketlerin genelde bunları ticari ve mali borçları için ve kur riski almamak için tuttukları varsayılır. Ancak gerçek kişilerin DTH’larının neredeyse tamamı yatırım amaçlı ve ekonomiye olan güvensizliğin göstergesidir. Yoksa amaç harcamalarını...

Türkiye’nin döviz satışlarına Malezya dur diyecek mi?

Türkiye, yaklaşık 1,5-2 yıldır hem döviz kurunu hem faizleri kontrol altında tutmaya çalışıyor. Bunu da serbest sermaye rejiminde yapınca meşhur “imkansız üçleme” ( impossible trinity ) ile karşı karşıya kalınıyor. Böyle olunca ekonomi çevreleri, ya sermaye kontrolleri getirilmesi ya da IMF ile anlaşma yapılması gerektiğini dile getirmeye başladılar. 2016 yılından itibaren bozulan ekonomiye 2017 yılında, aslında son derece etkili ve yaratıcı bir finansman yöntemi olan, KGF ile doping yapılmış fakat her dopingin sonucunda olduğu gibi ekonomi bu sefer 2018 yılından itibaren, günün favori deyimi ile, entübe edilmiştir. Yönetim, ekonominin canlanması, işsizliğin azalması için faizlerin düşük kalması ve enflasyonun kontrol altında tutulması için devalüasyonun düşük olmasını arzu etmektedir. Bu durumda sermaye kaçışı nasıl önlenecektir? İşte tam da bu nedenle, ya güveni tekrar tesis edecek bir IMF anlaşması yapılması veya sermaye kaçışını engelleyecek sermaye kontrollerinin yürürlüğe kon...

Boomer'lar Z kuşağına karşı

Resim
Imperial College araştırmacılarının yapmış olduğu simülasyon çalışması ilginç sonuçlar getiriyor. Bunlardan ilki “mitigation” ( azaltma) olarak nitelenen yaklaşım. İngiltere uyguladığı ve Hollanda’nın da uygulayacağı “Herd immunity” kavramını ele alıyor. Bu kavrama göre kontrollü salgın ile sağlık sisteminin ve ekonomi üzerindeki yükün hafifletilmesi amaçlanıyor. Ancak araştırma bu yöntemin sağlık sisteminin kapasite sorunun çözemeyeceğini gösteriyor. Aşağıdaki grafikte her bir önem paketinin salgının gelişmesine olan etkisini gösteriyorlar: Grafik adeta kendi kendine konuşarak hiçbir önlemin kırmızı çizgi ile ifade edilen sağlık sistem kapasitesinin altında kalamadığını gösteriyor. Sistemi en az zorlayacak olan mavi çizginin tercih edilir olduğu gözükmekle beraber aşağıdaki grafiğe bakmadan karar vermemek lazım: Bazı önlemlerin beraber alınması salgının yaygınlaşma hızını ciddi şekilde bastırdığı görülüyor. Anc...